”Baksana, Allah bulutları sevk ediyor, sonra onları bir araya getirip üst üste yığıyor! İşte sen de onların arasından yağmurun çıktığını görüyorsun. Allah, gökteki dağlar büyüklüğündeki bulutlardan dolu indirir de onunla dilediğini vurur, dilediğini de ondan korur. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı nerdeyse gözleri alır.” (Nur, 24/43)
”Bir kar tanesi bile kendini tekrar etmez. Ama biz ederiz”
diyor İbrahim Tenekeci. Yani kar tanesi, yerden göğe kadar yalnızca bir kere gerçekleştiriyor kendini. İnsanın kalbindeki lirik etkinliğe benziyor bu durum. Kalp, bir kere kendini gerçekleştiriyor. Kar yağdığında, insanlar karla ilgili konuşurlar genellikle; öyle oldu bizim için de ”Her kar tanesini bir melek indirirmiş’ dedi güzel saçlı kadın. Yerden göğe kadar katıldım ona. Bu, çok muazzam bir katılma derecesiydi. Ancak hikaye şöyle de olabilir diye düşünmekten geri tutamadım kendimi: ” Melek, yeryüzüne indireceği kar tanesini kucakladıktan sonra tanrısına dönüp ‘hazırım’ der, zarifçe. Paraşüte gereksinim duymaz. Allah meleği sağ salim yeryüzüne indirir.” Sonra mavi leğenlerle yokuşun başı tutulur.
Ocak ayının sonuna doğru Ankara’ya kar yağdığında bunu not düşmüştüm defterime.
Dün yağmur yağdığında yine Mikail’e gönül borcumun olduğunu hissettim. Gecenin bir vakti Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya sırtında taşıdığı insanın kıymetine inancım fazla olduğu için Burak’a saygı duyduğumu sonra. -Ancak şu var ki; ’Göğe bakma durağı’ karşısındaki duygusal yoğunluğum ’göğe çıkma’ eylemiyle pek de alakalı değil.- Atgillerin asaleti buradan mı geliyor, yoksa fizyolojik durumlarıyla ilintili bir güzellik mi? Kanaatsizim. Bir de iblis muamelesi gören deistler var ancak ben deistlerin ‘meleklere ve peygamberlere iman’ konusunu mitolojiyle açıklamalarına karşı tahammülsüz değilim. Zira hiç kimsenin inancı hoşgörü göstermeye elverişsiz değildir; masanın ucuna koyduğum için yere düşüp ayağıma saplanan bıçağın, düşme eylemine konu olmasının gerekçesine benzer bilimsel bir dayanağı olmasa bile.
Dün gece yağmur yağdığında, elimdekini bırakıp, göğsümde yaşatmakta iyilik bulduğum her umut için pencerenin önünde dua ettim. Kalbimi ve sesimi yumuşatarak. Birilerinin varlığına, iyiliğine…
Kıymetli bir yakarıştır, her bir yağmur damlasının nasıl düştüğüne kafa yormak.